İran, son zamanlarda Türkiye’nin özellikle haber bültenlerinde sıklıkla kulağına çalınan bir ülke. Gerek Zarrab davası ile gerekse son zamanlarda ülke içinde yaşanan protestolar ile İran ,Türkiye gündeminde. İran her şeyden önce bizim komşumuz ve ticari ortağımız. Hal böyle olunca İran’ın İzmir Fahri Temsilcisi Sayın Emir Ensari ile İran – Türkiye ticari ilişkilerini, İzmir’in bu ilişkiden aldığı payı, bir İranlı olarak İzmir’ de yaşamanın ne hissettirdiğini konuştuk.
Sayın Ensari ,İzmir ile İran arasındaki ticari faaliyetlerin bugününü değerlendirecek olsanız ne dersiniz?
İzmir endüstrisi ağırlıklı makine, kimya, deri, tekstil ve gıda alanlarında öncelikli olarak geliştiği söylenenblir. İran ithalat rejimine bakıldığında makine hariç diğer alanlarda benzer gelişme içinde olduğu gözlenmektedir. İranın geçtiğimiz bir kaç yıl içinde petrol gelirinde düşüş yaşaması ile birlikte , ithalatta fren yapmaya başlamış, ancak yine de Türkiye ile olan ticaret hacminde artış kaydetmiştir. İzmir ve Ege Bölgesi İran ile olan ticaretten aldığı pay çok düşüktür. Bunun için ticaret odası desteği ile heyet getirmesi, fuara katılım, ticari ziyaretler gibi ciddi çalışmalar yürütülmektedir.
Türkiye- İran ticaret hacminin hali hazırda 10 milyar dolara ulaştığını biliyoruz. Fakat 30 milyar dolar gibi de bir hedef var. Sizce siyasi alanda yaşanan gelişmeler bu hedefi engeller mi?
Türkiye ile İran arasında ekonomik gelişme modelleri benzerlik arz etmektedir. Ancak İran uluslararası bir ticaret bloğu içinde yer almaması nedeniyle tek taraflı gümrük vergi oranları ile oynayabilmektedir. Bu nedenle iç dinamikleri gerektirdiği vakit gümrük duvarlarını yukarıya çekmekte veya tarife dışı engel uygulamaktadır. Orta / uzun vadede İran ile çalışmak orada üretim veya dolum tesisi kurarak yerleştirmekten geçebilir. Bunun için en iyi örnek hayat holding yatırımı olan Canbo marketlerden söz etmemiz mümkündür. Hard discount konsepti ile kurulan bu marketlerin ulaştığı ciro 70 milyon doları kısa sürede aşmış ve Türkiye piyasasındaki daralma kurum için telafi etmiştir. Özellikle ucuz ve genç işgücü olan ve çoğunluk Türkçe bilen bir pazar için örnek olacak bir model olarak Türk firmaları tarafından ele alınabilir.
İzmir- İran arası direkt uçuş yok, bu ticari ilişkileri nasıl etkiliyor? Direkt uçuş olmasını ister miydiniz?
Türkiye İranlı turistler için önemli bir cazibe merkezidir. Yılda Türkiye gelen İranlı turist sayısı iki milyon dolayındadır. Çoğu İstanbul ve Antalya’ya giden bu sayının, İzmir’e tarifeli uçuşların konulması ile birlikte İzmir’e çekme şansı mevcuttur. İzmir merkezli Ege Bölgesi için sağlıklı bir uçuş planlaması ile yıllık 500 bin İranlıyı bölgede ağırlama imkanı bulunmaktadır.
Bir İranlı olarak İzmir’de yaşamak nasıl bir duygu ? İzmir size neler kattı? Mesela şambalisini, boyozunu, kumrusunu beğendiniz mi ?
İzmir halkının misafirperverliği, sıcaklığı, demokrat bakış açısı bu şehre gelen tüm insanların dikkatini çekmektedir. Farklı sebzelerden yemekleri , güzel zeytin yağı, balık ve et çeşitleri bölgede nadir bulunan bir şölen niteliğindedir. Özellikle fiyatların Avrupa’ya oranla çok makul düzeyde olması İran insanın gelişini sürekli kılacak önemli bir unsurdur. Bundan çıkacak samimiyet ve güven ortamı ile nihai olarak sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarında da işbirliği geliştirmek elbette söz konusu olacaktır.
Son olarak İran’da şu an yaşanan hepimizin üzülerek takip ettiğimiz protestoları siz nasıl görüyorsunuz?
İran’daki olayların sadece protesto amaçlı olduğu sürece ve vandalizm boyutu taşımadığı takdirde İran cumhurbaşkanının da tasrih ettiği üzere kabul edilebilir ve hükümet gerekli düzeltmeleri yapacağı inancını taşımaktayım.
İran’ın eski bir uygarlık olduğunu ve bu çalkantının üzerinden tarafların iyi niyeti ile kısa sürede geleceğine inanıyorum.
Bu samimi röportaj ve ayırdığınız zaman için size teşekkür ediyoruz.
EGE HABER













