İşten çıkarıldığınızda ya da işyerinde bir haksızlık yaşadığınızda ilk tepki genellikle duygusal olur. Öfke, kırgınlık, belirsizlik…
Oysa iş hukukunda duygular değil, adımlar belirleyicidir.
İşte işçilerin en sık hak kaybına uğradığı noktalardan yola çıkarak hazırlanmış, pratik bir rehber:
- İmza Atmadan Önce Durun
Önünüze konulan her belge masum değildir.
İstifa dilekçesi, ibraname, tutanak…
Anlamadığınız, kabul etmediğiniz hiçbir belgeyi “sonra bakarız” diyerek imzalamayın. İmza, çoğu zaman geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurur.
- “İstifa Ettim” Demek Her Şeyi Bitirmez
Haklı nedenle istifa eden işçi, şartları varsa kıdem tazminatına hak kazanabilir.
İstifa kelimesi tek başına kader değildir; neden istifa edildiği önemlidir.
- Süreler En Büyük Tuzaktır
İşe iade davası için süreler çok kısadır.
“Biraz sakinleşeyim” derken hak düşer. Haklı bile olsanız, süre kaçtıysa dava dinlenmez.
- Delil Toplamayı Ertelemeyin
Mesajlar, mailler, bordrolar, tanıklar…
İşten çıktıktan sonra delil bulmak zordur. Delil, haksızlık anında toplanır.
- Arabuluculuk Bir Formalite Değildir
Arabuluculuk, “nasıl olsa anlaşma olmaz” denilecek bir aşama değildir. Yanlış kurulan bir cümle, sonradan aleyhinize kullanılabilir.
- “Mahkeme Anlar” Düşüncesi Yanlıştır
Mahkeme, anlatılanı değil; dosyaya gireni değerlendirir.
Söylenmeyen iddia, sunulmayan delil yok sayılır.
- En Büyük Hata: Geç Kalmak
İş hukukunda en çok duyulan pişmanlık şudur:
“Keşke daha önce gelseydim.”
Çünkü bazı haklar gecikince değil, tamamen kaybolunca fark edilir.
⸻
İş hukuku, işçiyi korumak için vardır; ama bu koruma bilinçli davranan işçi için geçerlidir. Haklar, kendiliğinden işlemez.
Onları harekete geçirmek gerekir.
Ve unutulmamalıdır ki:
Haklı olmak yetmez, doğru zamanda doğru adımı atmak gerekir.













