SON DAKİKA
Reklam Kodu r004Reklam Kodu r004
Reklam Kodu r004Reklam Kodu r004

Torbalı’daki bağ manzarası Ertuğrul Özkök’ün köşesinde…

Bu haber 28 Eylül 2026 - 23:48 'de eklendi.

Usta gazeteci ve köşe yazarı Ertuğrul Özkök, bugün ki köşe yazısında Torbalı’da Lucien Arkas ziyaretini yazdı. Arkas bağlarının bulunduğu yeri Toskana tablosuna benzeten Özkök, deneyimlerini aktardı.

USTA gazeteci ve köşe yazarı Ertuğrul Özkök, bugün ki köşe yazısında Torbalı’da Lucien Arkas ziyaretini yazdı. Arkas bağlarının bulunduğu yeri Toskana tablosuna benzeten Özkök, deneyimlerini aktardı.

YAZININ tamamı şu şekilde;

“Geçen cumartesi sabah, İzmir’in Torbalı ilçesinde, tam bir Toskana tablosu önünde uyandım.

Önümde tam bir Toskana tablosu…

Tek parsel 1000 dönüm bir üzüm bağı uzanıyor.

Yan tarafında Toskana’ya kartpostal kimliğini veren uzun selviler yükseliyor.

Burası Lucien Arkas bağları.

Bir akşam önce Salhane’de, kırk katlı bir binada gördüğüm rüya

Bir gece önce İzmir’in Bayraklı semtinde 40 katlı bir binadaydım.

Burası çocukluğumun İzmir’inde “Salhane” diye bildiğimiz yerdi.

Adı hâlâ Salhane…

Yani hayvanların kesildiği mezbahadan adını alan bir mıntıka.

İşte tam orada bir Braque, bir Kandinsky, Vasarely tablosu göreceğimi söyleselerdi inanmazdım.

Ama geçen salı akşamı gördüm…

Rüya gibiydi.

Bir zamanlar İzmir mezbahasının bulunduğu yerde Hürmüz sohbeti

Bir akşam önce işte tam orada, bir kültür merkezinde Lucien Bey’le uzun uzun sohbet etmiştik.

Sadece Türkiye’nin değil, Akdeniz’in belki de en büyük deniz taşımacılık sistemini kurmuş ve bugüne getirmiş vizyoner bir iş insanı.

Tabii konu deniz taşımacılığı olunca, siz de gazeteci iseniz aklınıza hemen iki boğaz geliyor:

Hürmüz ve Süveyş…

Birinin ucunu İran, ötekinin ucunu Husiler tutmuş.

Acaba Lucien Arkas’ın oralarda gemileri var mı?

Tabii ki varmış…

Ama onun sorunu sadece orası değil.

Karadeniz de taşımacılar için çok zor bir yer hâline gelmiş.

Ama o geceki konumuz ticaret değil, kültür.

Savaşın ortasında, işte o mezbahada yepyeni bir kültür modeli doğdu

Cuma gecesi, belki de dünya kültür ekonomisine geçecek olağanüstü bir projenin ilk ayağını gerçekleştirdi.

İzmir’deki Lucien Arkas Sanat Merkezi ile Paris’in Louvre’dan sonra en önemli müzesi olan Centre Georges Pompidou arasında kurulan bir iş modeli sayesinde İzmir’de olağanüstü bir serginin açılışı yapıldı.

O ortaklık sayesinde Pompidou’dan gelen 83 eser İzmir’de sergileniyor.

Hem de hangi eserler?

Braque’tan Kandinsky’ye, Joan Mitchell’dan Gerhard Richter’e, Vasarely’e kadar modern sanatın biricik parçaları.

Yeni Parti Torbalı’da Büyük Buluşma: Yüzlerce Vatandaş Ön Seçime Akın Etti

Yeni Parti Torbalı’da Büyük Buluşma: Yüzlerce Vatandaş Ön Seçime Akın Etti

Sergi çok etkileyici.

Beni ondan çok etkileyen Lucien Arkas ile Pompidou Merkezi’nin müdürü Le Bon’un kültür alanında yarattıkları yeni iş modeli oldu.

Ünlü müze onarıma girince “Constellation” modeli doğdu

Pompidou Merkezi 5 yıl sürecek büyük bir onarıma giriyor.

Müzenin kapalı olduğu bu dönemde, içerideki eserlerin dünyanın çok önemli bazı kültürel kurumlarıyla ortaklık fikri ortaya atılmış.

Yani Pompidou Müzesi’ndeki eserlerin bu kurumlarda sergilenmesi düşünülmüş.

Buna “Constellation” programı deniyor.

zmir bakın hangi müzelerle aynı ortaklık modeline girdi

İşte bu ortaklardan biri İzmir’deki Arkas Sanat Merkezi…

Peki, Pompidou Müzesi’nin seçtiği öteki ortaklar kimler?

Buyurun listeyi siz değerlendirin:

Paris’te Grand Palais ve Paris Modern Sanat Müzesi;

Centre Pompidou-Metz;

Lyon Güzel Sanatlar Müzesi;

Amsterdam’daki H’ART Museum;

Şanghay’daki West Bund Museum;

Brüksel’deki Kanal–Centre Pompidou…

Cuma akşamı işte bu programın İzmir ayağının açılışı vardı.

İzmir modeli mi daha akıllı ve dinamik, Abu Dabi modeli mi?

Abu Dabi Müzesi yapılınca bir Türk olarak biraz kompleks duymuştum.

Ancak bu savaş patlayınca ve “Constellation Modeli” bulununca fikrim değişti.

Bir kere, Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” prensibinden uzaklaşmayan Türkiye’nin savaş coğrafyası dışında kalmasına sevindim.

Çok pahalı bir projeydi Louvre operasyonu.

Mösyö Le Bon ile Lucien Arkas’ın buldukları İzmir modeli acaba çok daha rantabl ve akılcı değil mi?

Üstelik daha da dinamik bir kültür anlayışına dayanıyor.

Bence İzmir modeli harika ve çok daha iyi.

Bir iş insanı doğup büyüdüğü şehre kaç sanat müzesi açar ki?

Arkas’tan ikinci büyük kültür haberini de orada öğreniyorum.

Aslında herkesin gözü önünde olan, herkesin bildiği bir sır bu.

 

Bayraklı’daki bu sanat merkezi, Arkas Grubunun İzmir’de açtığı 7’nci müze ve kültür merkeziymiş.

Bu 7 mekân şunlar:

 

Alsancak Arkas Deniz Tarihi Merkezi, Bornova, Urla, Alaçatı, Göztepe ve Bayraklı’daki Lucien Arkas Sanat Merkezi.

Doğrusu ben Urla ve Alsancak’ta kalmıştım.

Beş tane daha gelmiş…

Bu arada Urla gastronomiden sonra kültür merkezi oluyor

Bu listeye bakarken bir Urlalı olarak aklıma şu geldi:

Lucien Arkas’ın oradaki müzesinden sonra Urla’ya ikinci bir müze daha geliyor.

Ahmet Güneştekin, belki de Hüsamettin Koçan’ın Bayburt’taki Baksı Müzesi’nden sonra Türkiye’de tekil bir sanatçının kendi adına açtığı en büyük müzeyi Urla’da açıyor.

Benim de hayalimde hep Urla’da bir “Tanju Okan Müzik Müzesi” var.

Amerika’daki “Hall of Fame” türü bir kurum hayal ediyorum.

Türk pop, rock, caz müzesi…

İnşallah belki bir gün bunu da başarırız.

Ankara… Anadolu kaplanları… Peki sizler kaç müze açtınız?Tabii şunu da düşündüm:

Türkiye’nin başkenti Ankara’da onlarca büyük şirket var.

Acaba onlardan müze açan bir kişi var mı?

Deniz Zeyrek Ankara’da yaşıyor. Ona sordum, çıkaramadı.

Ya Anadolu kaplanları dediğimiz “yeni Türkiye” zenginleri…

Şehirlerine bırakın 7 müzeyi, bir tane açan kaç kişi var?

Sohbet biterken Lucien Arkas’ın söylediği son söz

İzmir bu bakımlardan şanslı.

Lucien Arkas şahsî gayretleri ve yatırımları ile İzmir’i, İstanbul’dan sonra Türkiye’nin ikinci büyük kültür şehri hâline getiriyor.

Üstelik İzmir’i kültür ilişkileri bakımından şimdiden Avrupa Birliği’ne tam üye yaptı.

Ancak Lucien Arkas, açılışta söylediği bir şeyi sohbetimizin sonunda da tekrarlıyor:

“Sanat herkesin. Bu sergi de İzmir’in değil, Türkiye’nin sergisi.”

Ben aynı şeyi onun öteki müzeleri için de söyleyeceğim.

Geceyi Türkiye’de yediğim en iyi Napoli tarzı pizzalardan biri ile kapatıyorum

O akşam bu güzel olaydan ayrılıp Torbalı’daki bağlara döndüğümde beni harika bir yemek bekliyordu.

Montiano Restoran’ın şefi Turan Kakan bana harika bir salata ve Türkiye’de yiyebileceğim en güzel Napoli tarzı pizzalardan birini yaptı.

Böylece beni çok mutlu eden bir kültür gecesini kapattım ve güzel bir uyku çektim.

Cumartesi sabahı uyandığımda beni işte o harika Toskana manzarası bekliyordu.

İsteyene sergi ile ilgili bilgiler: Lumina: Renk ve Işık Sanatı

Serginin adı “Lumina: Renk ve Işık Sanatı…”

Küratörlüğünü Anna Hiddleston ve Noémie Fillon yapmış.

Yirminci yüzyılın başlarından 1970’lere uzanıyor.

Sergiyi küratörlerinin gözünden ve kaleminden özetliyorum:

İlk duraklardan biri fovizm: Georges Braque, André Derain ve Maurice de Vlaminck’in güçlü renkleri, Albert Marquet’nin daha dingin deniz görünümleriyle buluşuyor.

Elektrik ışığı gelip salonlar aydınlanınca

Ardından elektrik ışığı sahneye çıkıyor. Kentlerin gecesi, makinelerin hızı ve modern hayatın ritmi resmin dilini değiştiriyor.

Yeni dünyanın enerjisi yakalanıyor

Natalia Goncharova ile Luigi Russolo bu yeni dünyanın enerjisini yakalarken, Kandinsky ve František Kupka gibi sanatçılar renk ile müzik arasındaki ilişkiyi araştırıyor.

Siyah-beyaz bilimsel fotoğraflar

Serginin siyah-beyaza ayrılan bölümü ise Berenice Abbott’ın bilimsel fotoğrafları aracılığıyla dalgaları, titreşimleri ve hareketi görünür kılıyor. Teknolojinin hızına karşı doğaya yeniden bakan sanatçılar da var.

Millî Eğitim Bakanı’na: Bir dilek ve bir dilekçe

Sergiden ayrılırken içimde şöyle bir temenni vardı:

Umarım Millî Eğitim Bakanı da okullara bu sergiyi öğrencilere tavsiye etme, hatta programlar çerçevesinde öğrencileri götürüp bilgilendirme talimatı verir.

Yani bir temenni ve bir dilekçe…

“Lumina: Renk ve Işık Sanatı” 14 Şubat 2027’ye kadar ziyaret edilebilir.

Reklam Kodu r028.Reklam Kodu r029Reklam Kodu r030.Reklam Kodu r031

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.