SON DAKİKA
Reklam Kodu r004Reklam Kodu r004
Reklam Kodu r004Reklam Kodu r004

Köşe yazarımız Av.Sibel Özçelik Kazan yazdı… “Kiracıyı tahliye etmek neden sanıldığı kadar kolay değil?”

Bu haber 25 Ağustos 2026 - 1:53 'de eklendi.

Ev sahibi ile kiracı arasındaki uyuşmazlıkların başında şüphesiz tahliye davaları geliyor. Özellikle son yıllarda kira bedellerindeki artışla birlikte, “Ev benim, istediğim zaman çıkarabilirim” düşüncesi de oldukça yaygınlaştı.

Oysa hukuk, mülkiyet hakkını koruduğu kadar kiracının da sözleşmeden doğan haklarını koruyor.

Bir evin sahibi olmak, kiracının her istenildiğinde tahliye edilebileceği anlamına gelmiyor. Tahliye için kanunda öngörülen belirli sebeplerden birinin bulunması gerekiyor.

Kira sözleşmesinin süresinin dolması da tek başına her zaman yeterli değil. Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracının korunmasına ilişkin özel hükümler bulunuyor. Bu nedenle “Sözleşmenin süresi bitti, evi boşalt” yaklaşımı çoğu durumda hukuken yeterli olmayabiliyor.

Bunun yanında kiracının kira bedelini ödememesi, kira borcunda temerrüde düşmesi, kiralananı sözleşmeye aykırı kullanması veya tahliye taahhüdü vermesi gibi durumlar ise farklı hukuki sonuçlar doğurabiliyor.

Ancak burada da usul büyük önem taşıyor.

Yanlış süre içerisinde gönderilen bir ihtar, eksik bir bildirim veya hukuki şartları taşımayan bir tahliye taahhüdü, haklı görünen bir tahliye talebinin dahi mahkemeden sonuç alınmadan dönmesine neden olabilir.

Özellikle tahliye taahhütnamesi bakımından uygulamada ciddi uyuşmazlıklar yaşanıyor. Taahhüdün ne zaman verildiği, hangi tarihte tahliye öngördüğü ve gerçekten kiracının serbest iradesiyle düzenlenip düzenlenmediği önem taşıyor.

Bir diğer önemli konu ise ihtiyaç nedeniyle tahliye davaları.

Ev sahibi kendisinin, eşinin, altsoyunun veya kanunda belirtilen diğer kişilerin gerçek ve samimi bir konut ya da işyeri ihtiyacını ileri sürerek tahliye talebinde bulunabiliyor. Ancak burada da ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu nitelikte olması gerekiyor.

Dolayısıyla tahliye davalarında mesele yalnızca “Ev benim” demekten ibaret değil.

Mülkiyet hakkı ile kiracının korunması arasında hukuki bir denge kurulması gerekiyor.

Ev sahibi açısından doğru hukuki sebebin belirlenmesi ve gerekli ihtarların zamanında yapılması ne kadar önemliyse, kiracı açısından da kendisine yöneltilen tahliye talebinin hukuka uygun olup olmadığını bilmek o kadar önemli.

Çünkü tahliye davalarında bazen bir gün, bir tarih veya tek bir cümle, davanın sonucunu değiştirebilir.

Bu nedenle hem kiracıların hem de ev sahiplerinin tahliye sürecine girmeden önce hukuki durumlarını değerlendirmeleri, sonradan telafisi güç hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından büyük önem taşıyor.

Tahliye, yalnızca taşınmazın boşaltılması değil; doğru sebep, doğru süre ve doğru usul meselesidir.

Reklam Kodu r028.Reklam Kodu r029Reklam Kodu r030.Reklam Kodu r031

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.