Mega kentler; ölçekleri, üretim kapasiteleri ve çekim merkezleriyle “mega”laşırlar. Abartı payı bir yana bırakılsa da bu unvan Torbalı’nın da yakasına rozet diye takılabilir.
Uyar…
Öyle bir kent ki; bir belediye binası enkazı üzerinde “aktar-döndür”, “verdim-kurtuldum”, “aldım-kabul ettim” diyaloglarının kolonları üzerinde megalaşabiliyor. Seyir zevki güzel bir orta oyunu.
Bunun adı mega çaresizlik…
Kentler mega, çare merkezleri küçük olursa böylesi matinelerin müşterisi bol olur…
Mega yalnızlık, mega çaresizlikle bütünleştiğinde nur topu gibi mega umutsuzluk doğar. Torbalı’nın yarınları üzerinde aklı başında bir iki söz edecek kimse kalmadı.
Bitti…
Çaresizlik böyle bir şey. Her şeyin bir sonraki seçime endeksli olduğu akıl almaz bir vaz geçmişlik içerisinde çırpınıyoruz. Kimseden mucize beklemiyoruz ancak, umut denilen körpe dallardan bir iki tomurcuk görmek bizim de hakkımız. Ömür yol aldı gitti ama siyasetin mega kirliliği mıh gibi yerinde çakılı.
TOKİ’nin sosyal konut ulufesinden mega Torbalı zırnık alamadı. Takdir Menemen ovasına konaklandı.
Gıkını çıkaran oldu mu?
Hayır…
Toprağı arpalık, suyu sebil bu kentin.
***
Bir gazeteci kardeşimiz, sitesinde: “Ayrancılar’a kadın eli değecek” başlığını atmış. Güzel bir şey, kadınlarımızın başarılı olması benim de yürekten dileğimdir. Ancak mega uydu kent olan Ayrancılar’ın üzerindeki el, cinsiyetiyle değil, sırtında taşıdığı iradi gücün büyüklüğüyle değerlendirilmelidir.
Evet, Ayrancılar’a bir değil birkaç el lazım…
Sadece belediye değil, elleri ceket ceplerinden çıkmayan ve tüm hesabı kitabı hasımlarının başarısızlığına bel bağlayanların da ellerini görmek isteriz…
El elden üstün derler…
Ha gayret!















