Fon vurgunu bu zarif milletin son vurgunu değil. Benzerlerini daha önceleri gördüğümüz gibi benzeyecekleri de çeşitli kılıklar içerisinde daha sonraları da göreceğiz. Belki kendi kendinizi biz hiç mi ders almayız gibi usanç kokan bir soruyla sınava çekebilirsiniz.
Cevabınız “evet” ise çaktınız demektir. Ders çıkartmak, bir kötülüğün benzerleriyle yeniden karşılaşmamak için kural ve kurul oluşturmak, düzen kurmak kültürdür.
Bizde yok mu o dediğimiz şeylerden?
Yok…
Haksızlık etmeyeyim; var da…
Yok…
Yok ki, ne yaparsak yapalım dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyoruz. Biz sadece güncel yama yapıyoruz açık kapatıyoruz ama ahlaki deformasyon babayiğit gibi mevzisini korumaya devam ediyor, gram eksilmiyor. Bizim kültürümüz hırsızdan haz etmez, ancak iç edilen miktar büyük ise hırsızlık bir anda hayranlığa dönüşür. O kahramanlar kahvede çift sandalyeyle otururlar, lafları kesilmez ağır abilerdir onlar.
“Boğulacaksan büyük denizlerde boğulacaksın.”
Boğulmak için büyük deniz arayanlar bulurlar elbet. Bulunur; yeter ki sen boğulmayı göze al. Boğulmak dediğiniz şey öyle sizin anladığınız gibi soluksuz kalmak, bedel ödemek değil. Saf olmayın; kanuna uymasa da uydurulur, hele bir de hırsız bizim hırsızımız ise iş daha da kolaylaşır; iyi hal, af filan derken mapus damının kapısında birer harp gazisi gibi karşılanırlar, filmleri yapılır, dizileri çekilir, destanları dilden dile nesilden nesile aktarılır ve bu ahlak formasyonu anıyla şanıyla sürmeye ve sürdürülmeye devam eder.
Gelsin bir başka deniz…















