“Borç verirken senet aldım, artık param garanti” düşüncesi toplumda oldukça yaygın. Ancak hukuken durum her zaman bu kadar basit değil.
Bir senedin varlığı, alacağın kesin ve tartışmasız şekilde tahsil edileceği anlamına gelmez. Senedin usulüne uygun düzenlenmesi, imza, vade, bedel ve diğer zorunlu unsurlarının doğru olması büyük önem taşır.
Özellikle senette yapılan basit bir hata, ileride icra takibinde ciddi uyuşmazlıklara neden olabilir. Borçlunun imzaya veya borca itiraz etmesi halinde süreç daha da karmaşık bir hâle gelebilir.
Bu nedenle borç verirken yalnızca “senet aldım” demek yerine, aldığınız senedin hukuken geçerli ve icra takibine elverişli olup olmadığını da değerlendirmek gerekir.
Unutulmamalıdır ki senet, tek başına sihirli bir belge değildir. Doğru hazırlanmış bir senet alacaklının elini güçlendirirken, eksik veya hatalı düzenlenen bir senet tahsil sürecini zorlaştırabilir.
Kısacası: Borç verirken güven sadece imzaya değil, doğru hazırlanmış hukuki belgeye dayanmalıdır.















