Adalet çoğu zaman bir terazi ile sembolize edilir. Bir kefesinde suç, diğer kefesinde ceza vardır. Ancak gerçekte bu terazi yalnızca suç ve ceza arasında bir denge kurmaz; aynı zamanda insan özgürlüğü ile devletin otoritesi arasında da hassas bir dengeyi temsil eder.
Ceza hukuku bu dengeyi korumaya çalışan en önemli hukuk alanlarından biridir. Çünkü bir ceza davasında verilen karar yalnızca bir hüküm değildir. O karar, bir insanın hayatına, özgürlüğüne ve geleceğine doğrudan etki eder.
Bu nedenle hukuk sistemleri, bir kişiyi cezalandırmadan önce son derece dikkatli davranmayı tercih eder. “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesi de bu anlayışın bir sonucudur. Zira adalet yalnızca suçluyu cezalandırmakla değil, aynı zamanda masum olanı korumakla da sağlanır.
Gerçek adalet, cezalandırma gücünü ölçülü kullanan bir hukuk düzeni ile mümkündür.















